Orta Doğu’da gerilimi artıran İsrail’in son açıklamaları, savaşın yeniden patlak vermesi ve masum insanların hayatını kaybetmesi endişelerini gündeme getirdi. İsrail, ABD’nin barış müzakereleri ile ilgili çabalarından rahatsız olduğunu açıkça belirtiyor ve savaşın Lübnan’ı da kapsayacak şekilde yeniden başlamasını istediklerini ifade ediyor.
Son günlerde yapılan açıklamalarla tansiyonu yükselten İsrail yetkilileri, ABD ile İran arasındaki görüşmelerin sonuçsuz kalmasının ardından askeri operasyonları yeniden başlatma olasılığını dile getirdi. Nir Barkat ve Eli Cohen gibi isimler, diplomasi yolunun tıkanmasının ardından bu tür askeri adımların kaçınılmaz olabileceğini vurguladı.
İslamabad’da gerçekleştirilen ve yaklaşık 21 saat süren müzakerelerin başarısız olması, bölgedeki dengeleri sarsarak krizi derinleştirdi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki görüşmeler, taraflar arasında ciddi bir anlaşmazlık yaratırken, İran cephesi, Washington yönetimini “maksimalist talepler” ile suçladı. Yeni bir müzakere turunun planlanmadığı da açıklandı.
İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün kendisinde olduğunu açıklayarak, olası bir kriz durumunda küresel enerji arzının olumsuz etkilenebileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, bu tür bir gerilimin dünya petrol piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabileceğini belirtiyor.
İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, İran’ın yanı sıra Lübnan’a da saldırı yapılması gerektiğini savunarak, saldırıların yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmaması gerektiğini ve bu ülkenin altyapı ve stratejik tesislerinin hedef alınmasının gündeme gelmesi gerektiğini ifade etti.
Müzakerelerin çökmesi, ABD’nin diplomasiye yeniden yönelip yönelmeyeceği veya İsrail ile birlikte daha sert bir askeri stratejiye geçip geçmeyeceği konusunda belirsizlik yarattı. Pakistan ise taraflara itidal çağrısında bulunarak, ateşkesin korunması gerektiğini vurgulamaya devam ediyor.
İsrail’den gelen sert açıklamalar, İran’ın karşılık veren mesajları ve ABD-İran ilişkilerindeki diplomatik tıkanıklık, Orta Doğu’yu yeni bir çatışmaya daha da yaklaştırdı. Bu gelişmelerin sadece siyasi dengeleri değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkileme potansiyeli taşıdığı belirtiliyor.